28 Ağustos 2015 Cuma

Hyundai i20 1.2 Jump ile Ekonomik Haftasonu Gezisi

Merhaba
Çok uzun süredir, benzinli manual klasik bir otomobil kullanmak istemişimdir. 2009 yılından beri ehliyet sahibi olmama rağmen, otomobillerin ilk versiyonları olan geleneksel atmosferik bir motorla tahrik edilen , manual vites kutulu otomobil kullanamadım. Şu ana kadar kullandığım tüm Benzinli Otomobiller hep otomatikti. Powershift, CVT ve Dualogic. Ama hiç manual benzinli kullanmadım. Fakat bir benzinli otomobilde ekonominin nasıl sağlanacağını teorik olarak internet üzerinden öğrenmişimdir.

Memleketten gelen Kayın pederimin, köyden getirmiş olduğu peynirlerin sevkiyatı konusunda benden yardım istedi. İş bu sebep ile ilgili Avis oto kiralama servisinden 1 adet Fiat linea sınıfı araç kiraladım. Web sayfasında bundan başka araç musaitliği kalmamıştı. Sabiha Gökçen Avis büsrosundaki değerli arkadaşlar, sık sık ziyaret etmemden dolayı beni tanıyorlardı. Fiat Linea aracımı almak için şübeye gittim. Yine hoş bir karşılama ile selamlaştık. Fiat Linea aracı hiç sevmiyorum. O nedenle şansımı deneyim dedim.

-Hocam hiç iptal edilmiş rezervasyonlar var mı.
-Var bir kaç elimde araba ama size uyar mı ki.
-Ne var hocam..
-Hımm (Araç kartlarına bakarak) Hundayai.......
-Hadi i20 i20 olsun
-Evet Hyundai i20 benzinli var
-Harika onu ver onu ver. dedim. Mutlu olmuştum. Ne zamandır bu arabayı kullanmak istiyordum.
-Aaa çok sevindim. İstediğiniz i20 aracını size verebildiğim için çok mutlu oldum ....




Hyundai i20 1.2 Jump. Üzerinde MTV vergisi 591 tl olan 1,2 litre hacminde motor taşımaktadır. Jump olarak bi hayli yeterli olduğunu düşündüğüm arabanın satış fiyatı 24 Temmuz 2015 itibari ile 39900 tl. Motoru Kappa serisi ve 4 silindirli olan arac 6000 devirde 84 beygir güc, 4000 devirde 122 Nm  tork sağlıyor. 


Eğerki Tüketim odaklı bir araba almak istiyorsanız Jump hem en ucuz hemde en hafif seçenek olurdu. Benim kullandığım Jump versiyonun donanaım olarak eksik hiç bir şeyini görmedim. Kimine göre arka camların elle çevirmeli açılıyor olması sıkıntı olurken, arkada benim oturmuyor olmamdan dolayı pekde umrumda değil. Ben bencil bir insanım. Kendi koltuğumun rahatlığımdan ötesi pek beni enterese etmiyor. Araba alırken, kliması, vitesi, motoru, tipi dışında diğer yaşam mahalleri ve inanaın benim paramı harcayacağım yerler değil. 
Teslim aldığım i20 onbin kilometreyi yeni geçmiş, rodajı çoktan dolmuş durumdaydı. Deposu full, tertemiz bi şekilde teslim aldım. Araba çok Fiesta ya oranla çok geniş geldi. Aracın kontağı açık motor çalışıyor olmasına rağmen ses duyulmuyordu. Motorun çalıştığını devir saatinden anlayabiliyorsunuz. Arabanın gaza basıp şöyle basıp çektiğinizde devirlenen motor, bir süre devri koruıyup yavaş bir şekilde devir kaybediyordu. Arabada sonradan öğrendiğim bir tork kontrol mekanizması bulunmaktaymış. Bu sistem sayesinde motor vites değişimleri sırasında devir düşmüyor, bir üst vitesi kolay yakalıyormuş. 
Arabanın vites kolu, benzinli olduğundanmıdır bilinmez, kullanmış olduğum en kolay en yumuşak vites koludur. Daha önce bu kadar kolay geçen yumuşak vites kolu sanırım Fiat Albea'da görmüştüm. 

Sabiha gökçen hava limanından ayrılıp Pendik Kurtköy bağlantı yolundan , Pendik istikametine yola cıktım. Arabanın gaz pedalını yoklayarak hangi devirde ne yaptığını gözlemledim. Araba yolun eğimine göre, motoru boğduğunuzda veya zorlandığını hissettiğiniz durumlarda yakıt tüketiminin ciddi olarak arttığını keşfettim. 

Hyundai i20 ile Pendik Kurtköy bağlantı yolunda neredeyse gaz pedalını okşuyarak 80-100 km arası bir hızla 10 km yol kat ettim. Yokuş aşağı kesimlerde yüksek hızda, yokuş yukarı kesimlerinde ise düşük hızda seyrederek asla motoru zorlamadan yolu kat ettim. 
Bu videoda gazı okşayarak giderken, önüme çıkan bir aracı solluyorum. Ayağımı gazdan hafifi cekerek mevcut ulaştığım hızı korumaya çalışıyorum. Anlık yakıt tüketimi fazla artmadığı tutabilceğim hızı yakalamaya çalışıyorum. Ayak hassasiyeti gerektiriyor.

Bu videoda ise 5nci vitesde dipgaz yapıp en kısa zamanda önümdeki aracı solluyorum. Sollama bittikten sonra yakıt tüketimimi  düşürmek için gaz pedalını yoklayarak anlık tüketiminin beni yönlendirdiği en ekonomik sürüş hızını tutmaya çalışıyorum.


Araba benzinli arkadaşlar, ay sonu gelmedi. Cepte para yok. Hayır işi yapıyoruz. Hypermiling yapmak zorundayım. Arabayı 107 tlye kiraladım. Yakıt maliyetini en düşük düzeyde tutumam gerekiyor. Ayağım gaz pedalını yoklarken, kulağım motorun kabine sızan sesinde, elim 5 ileri şanzımanın vites topunzunu tutarken, gözlerim anlık yakıt göstergesindeki hareketlilikte oluyordu. Anlık tüketim her 5 litreyi geçtiğinde devir saatine bakarak tan gaz pedalına olan baskım azalıyordu. Burda işleyen biyolojik mekanizma hypermilinge programlanmış bir bilgisayar ve bunun yönettiği mekanik üniteden ibareti. 



Pendik bağlantı yolunu terk etmeden 1000 metre evvel, ayağımı gazdan cekip beşinci vitese taktım. Araba yol ayrımına kadar deyim yerindeyse piste son yaklaşma hattına oturmuş yavaş yavaş alcalarak süzülen bir ucak gibi ilerliyordu. Gösterge 0 yakıt tüketimi göstersede, esasında motora hayat veren rölanti için uygun gazı veren ECU , motor fren yapmasına engel oluyordu. Arabayı klima acık yaptığım bu hypermiling testi sırasında 10 km de arabayı nasıl kullanmama gerektiğini, hangi durumlarda ekenomi sağladığını çözmüştüm. 



Hyundai i20 5 vitesli şanzımanın 5nci vitesi tamamen tüketime yönelik bir orana sahipti. Bu oran her 1000 devirde 35 km hız yapmasına imkan sağlıyordu. Motor 6500 devir cevirdiğinde teorik olarak 230 km hız yapan araba , gercekte maksimum 177 km hıza çıkabiliyor. Bu hıza ise beşinci vitesde değilde 4ncü vitesde çıkabiliyor. 

Ben kayın pederimin evine ulaştığımda, aracımın yakıt tüketim ortalaması yüz güldüren cinsten çıkmıştı. Bu 10 km lik test bana çok şey anlattı. Hyundai i20 kesinlikle gözardı edilebilir b sınıfı arac değildi. 


Takumi Fujiwara gibi peynir sevkiyatına çıkıyoruz. 

Ünlü bir japon manga serisinin baş kahramanıdır Takumi Fujiwara. Babası bağsur olması sebebiyle arac kullanamıyordu. Babası efsane bir sokaka drficisiydi. Peynir sevkiyatlarına babasının eski  Toyota Corollo EA86 Truneo'su  ile çıkmak zorunda kalmıştı. Akina dağının zirvesindeki, Kaplıca ve trustik kamp alanlarına bir japon peynir çeşiti olan Tofu sevkiyatı yapıyordu. Gece 04:00 da bağlayan sevkiyat sabahın 06:00lara kadar sürüyordu. Daha erken bitirp daha fazla uyumak için doğaçlama olarak drift yaparak sevkiyatlarını tamamlıyordu. Gece karanlığında kullandığı Panda renkli Ea86 namı diğer Hacırokusu ile görenler , hızına ve drift yapan bu adamı hayalet olarak tanımlıyordu. Kısa zamanda Akina hayaleti Haciroku tüm Gumma bölgesinde nam salmaya başlamıştı. Akina Tougelerinde (dağ yolu) bu efsane ile karşılaşan diğer illegal drif yarışcıları ona yetişmek isteselerde hep kaybediyorlardı. Oysaki durumdan haberi bile olmayan Takumi Fujiwara adlı genç lise öğrencisi bir an evvel tofu sevkiyatını tamamlayıp eve dönüp yatmak istiyordu. Bu hikaye ile başlayan İnitial D Manga animesi ile benim aramdaki en büyük fark, Takumi zaman karşı yarışıken benim maliyeti düşürmeye çalışıyor olmam.

Yola çıkıyoruz. Bagaja 10 kilo halis çökelek , Kayınpederim, Kayınvalidem, Baldızım, Nişanlım ve ben olmak üzere tam 340 kilo net ağırlık arabanın üstüne binmişti. Araca 1400 kiloya çıkmıştı. Fakat inanın 1.2 benzinli motoru Sabiha Gökcen havalimanından tek başıma getirdiğimde nasıl bir gidişe sahipse düz yolda tamamen farksız ilerlemeyi sürdürüyordu. Çekişten bir düşüş görmedim. Günlerden Cumartesi, saat üçe geliyor. Yandex bize garip bir rota çıkardı.


Arabayı denemek için harika bir güzergah çıkmıştı önüme, Paşa köy yolundaki yokuşlar arabayı yüklü denemek için kusursuz bir rota idi Önce Sabihadan geldiğim yolu 340 kilo yükle tekrar katettim. Paşaköy yoluca çıktığımızda daha ilk virajda dik bir tırmanış bizi bekliyordu. Araba 5nci vites oranını doğal olarak 2000 devir bandında yutamayınca, gaza asılmaya başladım. Gaza bastıkca yakıt tüketimi 7, 8, 9, 10, 11, li değerlere çıkıyor , hızlanma yerine bırakın hızı tutmayı motor öksürmeye başlıyarak yavaşlamaya başladığı görünüyordu. çok kısa bir sürede tepki vererek vitesi 4de düşürdüm. Yakıt tükteimim 7 seviyesine inip motor 3000 devirde 85 km hızla tırmanamayı başardı. Devrini alan motor 4ncü vitesin rahatlığıyla yakıt tüketimi 5litrelere kadar gerilemişti. Yokuş aşağı geldiğimizde ise ayağımı gazdan cekip motor kompresyonu ile 4ncü vitesde rampa aşağı kayma yoluna giderek rampada harcadığım ekstra benzini yer cekimi ile geri kazanma yoluna gittim.

Hyundai i20 gaz pedalı ve şanzımanı çok iyi anlaşıyorlardı. Arac düşük vitesde yüksek devir ceviriyor iken bile ihtiyacından fazla yakıt yakmıyordu. İster 4ncü vitesde 3500 devir cevirip 90 km yol yapın, ister 2200 devir cevirip 90 km yol yapın yakı tüketimi neredeyse aynı idi. Eğer 5nci vitesde bir yokuşu çıkarken motoru verdiğiniz gaz oranında ivmelenme alamıyor iseniz yakıt tüketimi hızla artmaya başlıyordu. Oysaki vites düşürdüğünüzde ise yakıt tüketimi artmak yerine lastiklere giden güc artıyor, fakat tüketim yükselmiyordu. Bu çok enetersan bir saplama benim için. Araba ECU'su nasıl programlanmış ise tekerler için gerekli gücü motor devrini artırarak sağlıyordu. İşte benzi arabaın en büyük özelliği "devir". Dizel bir fiestada olsaydım 3500 devir cevirmek muazzam bir tüketim demek oluyordu.. Ben bu yokuşu Fiestamda 4ncü vitesde çıkmak istesem 8-9 litre tüketimi anlık olarak görebilirdim. Ama 6500 devir ceviren bir motor, ceyrek gaz ile bile 5000 devire çıkabiliyor iken yaktığı yakıt nispeten az olabiliyordu. Bir 18 ileri vitesli bir bisiklete bindiğinizde, rampayı çıkarken en alt vitese düşersiniz. Tekerlerde  75 kilo ağırlığınız altında pedallara yükenirsiniz. Dakikada 30 pedal atarsınız ama bu sizi fazla yormaz. Fakat daha yüksek vitesde aynı hızda çıkmak için dakikada 20 pedal atarsınız , bu sizi yorar. Çünkü ayağa kalkarak pedal cevirmek zorunda kaldığınızda yorulmaya başlarsınız.  İşte 1.2 litre kappa motor sizin 3500 devir atarken üretiği güc ile 2000 devir atarken üretiği güc aynı olmasına rağmen 1500 devir farkı şanzımanın oranlarında lastiklere aktarılırken daha yüksek torka dönüşmektedir.

Köprüde arkadan gelen rüzgarıda alarak, yelken seyri yapıyoruz. 

Saate 90 km hızı mümkün olduğu kadar koruyarak, olabilcek en ekonomik seyire kendime alıştırdım. Motorun sadece sesini dinleyerek yakıt tüketimini artıp artmadığını anlayabiliyorum. Araba zaten 2000 devirde %10 gazla verdiği ses ile %25 gazla 2000 devirde verdiği seslerden dilini anlamış oldum. Arabanın boğulduğunu koltuğa milim saniyede anlayıp, vites düşürme işlemini gerçekleştiriyordum. Bunla beraber her vitesin en ekonomik olduğu bir devir vardı. Özelikle trafikte saate 70 km hızla giderken fark ettimki, 4ncü vitesde araba 3,0 ile 3,5 litre arasında yakıt yakarak ilerliyor. 90 km hızla 5.ci vitesde giderkende 4,1 ile 5,5 arasında yakıt yakıyor.  

Okmeydanına vardığımızda sonuç:
Yaptığım 95,7 km yolda 12 birimden oluşan yakıt göstergem 1 değer düşmüştü.









Tüm bu yol boyunca genel yakıt tüketimim aracın 5,0 litre çıkmıştı.  Arabada 350 kilo yüke rağmen benzinli bir araç için değer inanılmazdı. Köprü sonrası trafike girmeme rağmen yakıt değerim yükselmemişti.

 Teyzelerde işimiz biter, arabamı park yerinden gaza basmadan debriyajla oynuyarak ileri harketlerle yerinden çıkarttım. Ne güzel bir debriyaj tepkisi var, yavaş yavaş kavratarak arabayı hareket etiriyorsun. ECU sana yeterli gazı veriyor.


Dönüş yolunda yine ikinci köprü yolundan, akabinde Ataşehir çıkışından çıkarak D100 karayolu ile Esenyalı'ya vardık. Arabanın manual 5 ileri vitesli, benzinli olmasına rağmen son derece ekonomik yol alması, bana başka bir iş için kaynak sağlamış oldu. Ekstra kaynak bulduğum için radyoda çalan Jason Derula parçasına isteristemez eşlik etmeye başladım. Arabanın arka koltuğunda oturan Kayınpeder, Kayınvalide ve baldıza rağmen :)



 Gecenin sonunda 5,1 km yakıt tüketim ortalaması ile peynir sevkiyatını tamamlamıştım. Saate 130 km hızla kısa süre ilerlememe rağmen yakıt tüketimim 0,1 artmıştı.
 Araba ortalama 53 km hızla kullanmıştım. Yakıt depomdan 1 birim daha eksilmişti.
Araba 157 kmdir bende idi. Sabiha Gökcen, Pendik, Okmeydanı ücgeninde kısa sürede 157 km yol gitmiştim.

Pazar Süprizi 

Arabanın az yakıt tüketiyor olması, bana yeni fırsatlar için imkan sağladığını daha önce söylemiştim. Ay sonu gelmesi sebebiyle dört gözle gelecek maaşı beklerken, esktra çıkan bu peynir sevkiyatı için sınırlı bütce ayırmıştım. Araba 160 km yol sonunda sunduğu ekonomik tutum karşısında elimdeki bütceden 50 tllik bir miktar artmıştı. 100 km de 5 litre yakıt tükettiği ön görüldüğünde araba 50 tl lik benzin ile kaç km gidebilirdi. Mevcut Benzin pompa fiyatları litresi 4,5 liradan satılıyordu. 50 liralık benzin aşağı yukarı 11 litrelik benzin demekti. 11 Litre ile i20 220 km kadar bir menzil sunuyordu. İstanbulda içinde olduğum Pendik semtinden itibaren 100 km gidiş ve 100 km  geliş olucak şekilde gidilecek yerleri araştırmaya başladım. Daha önce Facebookta bir arkadaşımın gitmiş olduğu , resimlerinden çok beğendiğim Karaaslan Alabalık tesisleri  85 km uzağımda kalıyordu.
-Canım sabah kahvaltı yapmaya gidelim.
-Nereye hayatım,
-Yuvacık Kocaeline :)


Günlerden Pazar , Hyundai i20 1.2 Benzinli Jump arabamız bizi sabaha kadar burda bekledi. Sabah 07:30 yola koyuluyoruz. Arabada sadece iki kişi olmamız havanın serin ve yolun acık olması, daha yolcuğulun ilk dakikalarında yakıt ekonomisi olarak dönmeye başlıyor. Akşam 5,1 litre ile kontak kapattığım araba, otobanın ortasında 4,9 litre yakıt tüketimi sunmayı başardı.

 Arabayı teslim etme kaygısı ile hızımı biraz daha yükselim. Buna rağmen yakıt tüketimi düşme eğilimindeydi. Umarım bu gösterge değerlerini pompa başındada görebilirim. Gerci bu konuda ufacık bir şüphem var ama. Onuda pompada anlayacağız.

Karaaslan Alabalık Restoranı ve Kamp alanı . 
Biz yandex navigasyonun bize gösterdiği yolu kullanarak tesise ulaştık. Tesise giderken Kirazdere Barajının kıyısından aheste aheste gidiyorduk. Rampaları 3cü vitesde çıkıp, inişleri 4ncü vitesde kompresyonda gerçekleştiriyordum. 


Tesis 2 ana grişten oluşuyor. İlk griş restorant diğer giriş kamp alanı girişi. Biz kahvaltı için geldiğimiz için resturant kapısından aşağı oğru gittik. Dik bir rampadan inerek , dere yatağına kurulmuş tesise ulaştık . Ahşap yapılar sıra sıra masalar dere kenarı boyunca dizilmişti, 25 tl den olan serpme kahvaltısından sipariş verip kapalı havanın verdiği ilkbahar havasında, sık ağacların gölgesinde tertemiz oksijeni ciğerlerimize cektik.










Ortam çok güzeldi, kahvaltı için siparişimizi verdik. Tanesi 25 tl olan bu serpme köy kahvaltisı %75 oranında peynirli gidalardan oluşuyordu. Adını bilmediğim fakat inital D serisinde Takumi Fujiwara nın sevkiyatını yaptığı küp küp kızartılan Tofu ya benzeyen bir peynir ceşidi vardı. Tadı beyaz peyniri andıran bu küp peynirler , kızartılıp çömlek içinde servis edilmişti. Bunun dışında tereyağ'da sündürülmüş peynir, kaşarlı menemen,  Peynirli börek, klasik kaşar ve beyaz peynir. Neden bu kadar çok peynir var anlamadım. Menude menemen yerine rafadan yumurta benim gibi yağ ile sorunlar yaşayan birisi için daha sağlıklı olabilirdi. 


Kahvaltımızı yaptıktan sonra Restorant kısmından kamp kısmına kadar sgüzel bir yürüyüş yaparak. etrafı keşfe çıktık. Daracık bir merdivenden Camping kısmınza girdiğimizde inanaılmaz bir kalabalık, gürültü patırtı bizi bekliyordu. Otoparkta araba koycak yer bile kalmamaış, insan seli tüm masaları doldurmuştu. Bizim giriş yaptığımız ön kapı korkutucu derece dik bir rampa idi, bu yuzden bu ranpadan aşağı inmek istemeyen diğer ziyaretciler Kamp kapısından girip basit bir yokuştan aşağı inerek ordaki su üstüne kurulmuş platformlarda kahvaltılarını yiyorlardı. Bizim şansımız tesisin en sesiz yerinde kahvaltımızı yapmış olmamızdı.








Biz bu kabalıktan çıkıp yemek yediğimiz yere geri döndük, Dere yatağında 1 tane salıncak vardı. Suyun üstüne kurulmuş, nişanlımın isteği üzerine ayakkabıları çorapları çıkarıp, o suyun üstünde duran salıncağı çekip getirdim. Onu canı sıkılana kadar soğuk suyun içinde yalın ayak salladım. 



Biz ikimizde çalışan insanlarız. Düğün hazırlıkları ev derdi varken bu tip şeyler bizi stresten uzaklaştırıyor. Ay sonu olması sebebiyle cepte olmayan parayı, kredi kartından ufak ufak harcayarak bu tip şeylere kaynak yaratabiliyoruz. Avis bana bedava araba vermiyor, Karaaslan babamın yeri değil, Opet depomu doldurmuyor. Bütün ne yapıyorsak ikimiz beraber yapıyoruz. Biz bir bütünüz. İkimizde çok geç yaşta birbirimizi bulduk. Bu yaşımıza kadar hayata tutunmak için çalışıyoruz. İkimizde Kariyerimiz için büyük fedakarlıklar yaptık. Böyle kaçamaklar kendimizi bulmamızı sağlıyor. Ben 32 yaşındayım, onunla tanıştığımdan bei tam 1 sene gecti. Bu blogu ilk actığımda Alman hava Kuvvetlerinden bahsederken, son 1 yıldır aşkımla gecirdiğim yolculukları paylaşıyorum. 

Burası Kirazlı dere Barajı su havzası , bur da i20 ile bir anı fotoğrafı fena olmazdı hani ,

İzmit yuvacıktan ayrıldık, Otobana cıktık. Maksimum ekonomi için gazı okşayarak ilerlemeye devam ediyordum. Dönüşümüzü biraz çabuk yapıyorduk, İstanbul'da yağmur bekleniyordu. Yağmur sonrası yolların tıkanıp araç teslimine geç kalmaktan korkuyordum. Avis araçları teslim saatinden en fazla 2 saat tolerans verebiliyordu. 

Otabana  çıkmadan evvel 30 km dağlık yolda rampa çıkıp inmemize rağmen yakıt tüketimi 4,7 litreye kadar düşmüştü.  Tek yaptığım yokuş aşağı arabayı vites 4 de  kompresyona alıp , yokuşu çıkarken 2000 deviri geçmemek kaydı ile 3 ncü vi
ttesde tırmanmaktı. Şaşılır şey değil. :)


Eve dönüyoruz, tüketim beklentilerim fazlasıyla karşılanmıştı. Asıl sonucu pompa başında alacaktık. Fakat bu konuda şüphem vardı. Arabayı ful olarak aldım, ama deponun ne kadar ful bilmediğimden pompada çıkıcak sonuca kesin gözle bakamıyordum.





Yağmur diner, sarfiyat düşer ve mutlu şoför nişanlısı yanında çoşarım.

Sonuclar: 

 Arabamızın ortalama hızı 55 km/h
 Araba ile kat edilen mesafe 360 km
 Mevcut tüketimle menzil 432 km, 7 birim benzin var
 Ortalama tüketim 4,8 litre






Pompada ödenen para 100 tl / 22,11 litre Litre fiyatı 4,56tl Opet
Korktuğum gibi araba pompada 6,13 litre benzin yakmıştı. Göstergenin bana söylediğinden 1,3 litre fazlaydı. Ben bunu 2 ana etkene bağlıyorum. Depo ful geldi araba , ama ne kadar yoldan geldi. Çok fazla kompresyon yaptım. yakıt tüketimi 0,0 litre gösteriyor kompresyonda araba, Bir ihtimal kafasını bu karıştırdı.

Sonuc olarak Hyundai i20 genel yakıt tüketimi olarak en büyük rakibi benzinli Ford fiesta 1.25 ile arasında 1 litre tüketim farkı var. Bence fazla tırıvırı ile dolu pahalı bir İ20 style almak yerine jump kasa donanım seviyesinde hayli hayli sürülebilir güzel bir otomobil. Kullandığımilk benzinli araba olmasına karşın, 6000 km kadar kullandığım Fiesta 1.5 tdci kadar olmasada ekonomik, düşük fiyatı ile albenisi kolay bir araba.

Gezinin bütçeye olan ekonomik maliyeti
Avis Hyundai i20 kirası :107 tl
Opet Benzin parası : 22 litre 100 tl (peynir sevkiyatı dahil tüketim)
Kahvaltı parası : 50 tl

Toplam Maliyet : 257 tl

Spritmonitör verisi : 6,13 litre 




Arabayı Avise teslim ettim. İçim buruktu. Bende çok değerli anılar bıraktın İ20, Ekonomin olmasaydı böyle bir anıya sahip olmayabilirdik.






19 Ağustos 2015 Çarşamba

Bölüm 2 : Fiat Grande Punto 1.4L Dualogic İle Bozcaada Seyahati



 24 Nisan 1944, İngiltere'den kalkan 300 kadar b17 bombardıman ucağı, Munih kentini bombalamak üzere yol almakta. 23000 feete formasyondaki büyük b17 filolarını radarlarında gören Almanlar, Luftwaffenin sadık ve cesur pilotlarını göreve çağırır. Alarm sesleri avcı birliklerinin üstlerinde yankılanır. Yaşları 20 ile 25 değişen 300 kadar pilot kümeler halinde pistlerden havalanır. Almanyanın temel avcı ucağı Messerschmitt Bf109 ucakları 450 metrelik pisten 140 km hızla kalkışlarını yaparlar. 

Ah Messerchmitt benim en çok görmek istediğim ucak modeli. Üzerinde Db605 denilen dünyanın görmüş olduğu ilk ters sıralı V12 motoru. Ayrıca enjeksiyon kullanan ilk avcı ucağı. Pilotlar için düşünülmüş otomatik kontrol sistemi sayesinde minimum insan müdehalesi ile maksimum performans sergileyen bir canavar. Pilotlara tırmanırken önüne bakmaktan başka birşey istemeyen harika ucak. 

23000 feet yani 7 km yukarda ucan b17 ucaklarına karşı en hızlı şekilde tırmanışa gecip, önleme yapması gerekiyor. Db605 motorunun bu tırmanış sırasında zarar görmemesi, ısınmaması ve fazla yakıt tüketmemesi için ATA basınc sensörüne bağlı bir mekanik hesaplama ünitesi Pervane şanzımanına bilgi gönderiyor. 2600 devirde 1355 beygir güc üreten Db605 25 dakika boyunca sorunsuz dayanabilmektedir. 2800 devirde ise 1450 güç üreten motor bu kondisyonda en fazla 3 dakika dayanabilmektedir. Ama seyir için kullanılan 2100 devir 1100 beygir gücte ise herhangi bir sorun yaşamadan uçabilir. 

Kalkışını tam gücte yapan pilot 25 saniye kadar hızını artırır. 1450 beygir güc ile 2800 devir ceviren motor , 1,42 ata egzos basıncı yaratır. Mekanik bilgisayar bu basıncı ölçer. Maksimum pervane açısı ile kürek gibi olan palalar , havayı iterek yüksek çekiş gücü sağlar. Pilot  saate 280 km hıza vardığında burunu kaldırıp 4400 metre dakika ile tırmanmaya başlar. Motor gazını kesen pilot 2600 devire 1355 beygire düşer. 1.3 ata basınç üreten egzos manifolduna istinaden otomatik bir şekilde sürekli pervane acısı değişir. Uçak yükseldikçe azalan oksijen nedeniyle güc kaybetmeye başlar, devir düşme eyilimine girdikce, pervene acıları sistem tarafından azaltırlır. Maksat ucağın 2600 deviri korumasıdır. Manifolddaki basınç hiç düşmez , ama üretilen güc giderek azalır. 2600 devir ceviren motor ancak 1150 beygir güc üretebilirken, 640 km hızla ilerleyen ucak  bu irtifaya kadar motoru korumuş , hızı korumuş, pilotu yormamıştır, Tırmanış 7 dk sürmüştür. 



Ben şimdi neden bu kadar şey yazdım, sıra konuyu bağlamaya geldi. Otomobiller aynı bu Bf109 gibidir. Yeni nesil Otomatik şanzımanlı arabalar, egzos basıncını ölcen sensörler bulunmaktadır. Lambda sensörü denilen bir cihaz , Katalitik konvertör ile egzos manifoldu arasında bulunur. Arabanın beynine sürekli egzos gazındaki durumun bilgisini verir. Bf109 ucaklarındaki Ata basınç ölçer gibi çalışsada çok daha fazla bilgi iletir. 

Dualogic ile %10 luk yokuşu tırmanya başladım. %10 gaz veriyordum. Yavaş yavaş devir düşmeye başladı. Motor boğulduğu sesinden anlaşılıyordu. Bekleyip durumu gözlemledim. Araba boğulmaya başladığı 2nci saniyesinde, vites düşürdü. Motora hayat verdi. 1800 devire kadar düşmüşken tekrar 3200 devire çıktı.  Araba %10 gaz vermeme rağmen Motorun stabil olarak çalıştığı devre yükseldi. Araba bu devirde bu gaz oranıyla normalde ilerlemezdi. Yapay zekası ona en iyi  sağlıklı çözümü önermişti. Aynı gaz oranıyla 3000 devir cevirebiliyorken, Yapay zeka, yani arabanın ECU'su 200 devir artırmayı ön görmüş 3200 devirde ilerlemeyi uygun görmüştü. Araba bu devirde vites 4 de yine 80 km hız yapıyordu. 

Bozcaada'ya giriş

Gece 00:25 gibi adaya girişimizi yaptık. Merkezde bir disco vardı. Burda insanlar çoşuyor yola sacılıyordu. Arabamızla güc bela kimseyi ezmeden gecip gittik. Sanırım Polente Cafe adında bir yerdi. İçip içip kafayı bulmuş kadın erkek yopluluk , djyin çaldığı müzik eşliğinde kendinden geçmiş sokakda dans ediyorlardı.

Bu görüntüler ışığında aç karnımızın, yorgunluğumuz kendini farketirmeye başladı. Arabayla kendimize bir pansiyon arasakta, malesef bulamamıştık. Geceyi arabada gecirmeye karar verdik. Ama önce karnımızı doyurmamız gerekiyordu.  

Yokuş Kalkış Sorunu 

Dualogic Grande Puntoda Pansiyon arar iken ciddi bir eksikliğin farkına, vardık. Bozcada merkezi hic de düz bir yer değildi. Özelikle dar ve dik yollar bize zorluk çıkarttı. Arabada Hill holder yoktu. Dualogic araba ile yokuşta desteksiz kalkış yapmak oldukca tedirgin edici. Cünkü 1 saniyelik bir gecikme ile kavrıyan bir şanzıman vardır. 1 saniyede arabanız hatırı sayılır oranda geri kayıyordu. Arkanızda araba olmamasına dikkat edilmeli. Ben sonradan el freni ile senkronize şekilde yaparak durumu kurtarsamda, tam otomatik alışkan biri dualogic ile yokuşta sıkıntı yaşayacağı kesin. Size yaşadığım bir sıkıntıyı anlatayım. Araba ile Adaçayı otelde boş yeri olup olmadığını sormak için gittim. Bu Adaçayı hotel önündeki yokuş oldukça dik. Henuz arabanın yokuş sorunları ile karşılaşmamışım. Eco modunda giden araba aniden dik yokuşa gelince vitesi gec düşürünce tekleme yaptı. ileri atılmalar yaşandı. Nişanlım heyecanlandı. Aynı yokuş arabayı rampa yukarı park etmek istedim. Sola cekip el frenini çektim. Ayağımı frenden cekince araba geri kaymaya başladı. El frenine asıldım . Banamısın demedi araba geri geri kaymaya devam etti. Asıldım dibine kadar el frenine . Nişanlım "Araba geri kayıyo ama" diyerek heyecanını tutamadı. Gücümün son damlasına kadar el frenini cektim. Sonunda durdu, Arabadan indim. 3 4 saniye bekledim başında, içinde nişanlım iler geri kaçıp kaçmayacağına emin olduktan sonra pansiyona gidip boş oda sordum .

Bize korku ve panik yaratan yokuş. Kırmızı ücgen arabayı park ettiğim yer. 

Boş oda olmadığını öğrenip avucumu yalayarak arabaya geri döndüm. Araba çalıştırdım frene bastım. İki elimle dibine kadar cekilmiş el frenini bıraktım. Bu son derece dik yokuş, benim Dualogic için yeni test ortamımdı. Bu araba şimdi nasıl kalkıcaktı burdan. El frenini tek elimle tekrar cektim. ayağımı frenden aldım, yine el freni kaçırmaya başladı. Gaza bastım 1 saniyede yarım metre kayan araba debriyajın kavraması ile bir anda ileri atıldı. Tabi ileri atılcağını hissettiğim anda el frenini bıraktım . Motor devri düşünce debriyaj kavramayı bıraktı. Araba biraz ileri atılmıştı. tekrar kavrama yaptı. Hareket ediyorduk. Araba yeni acemi bir şöförün debriyajla bocalaması gibi iki defa hoplatmıştı bizi. Ama asla stop etmedi. Debriyaj ile motor arasında bir ilişki var. Ağır işleyen bir ilişki. İlk seferinde araba direk kavramıştı , ikinci kavraması daha yumuşaktı ama yinede hoplatmıştı bizi. Yarım debriyaj yapmıştı sanırım. 

Bu Fiat neden 1 saniyede kavrama yapan bir arabaya yokuş kalkış desteği koymaz. Bunun mantığı nedir. Millet balata eritsin servise girsin diyemi. Bu arabayı sırf bu yüzden bayanlara önermiyorum. Ekonomisine bişey dediğim yok ama resmen rezalet bir durum. Bu göz göre göre kazaya davet etmek bence. İstanbul trafiğinde dibinize giren arabaya yokuş durkalk yaparken tostlarsınız. 

Trafikte kullanımda şanzımanın en sıkıntılı yanı kavramanın geç olması. Işıklarda dur kalk yaparken, trafikte dur-kalk yaparken, hep gecikmeli kalkış yapıyorsunuz. Yokuşlarda kayıyorsunuz. Arada bir arkaya bakmanız gerekiyor. Adam dibinize girmiş ise el freni çekip kalkışınızı öyle yapmanız gerekiyor. 

Bozcaada turumuza bu tip aksiliklerle devam ediyoruz. Arabayı İda Cafenin önüne bırakıp, aç karnımızı doyuracak bir lokantaya gittik. Gecenin 01:00 olmasına rağmen her yer açık. Çorbamızı ve yemeğimizi yiyip Ayazma plajına doğru gidiyoruz.


Ayazma plajında geceliycez, Arabanın ön koltuğunu sonuna kadar yatırdım. Yolcu koltuğunu öne çektim. Nişanlım arka koltuğa uzandı. Mışıl mışıl uyudu. Ben ise ön koltukta cebelleştim. Uyuyamadım pek. Koltuğun kafalığı kötü bir açı ile konulduğundan, yatar pozisyonda tümsek oluşturuyor. buda boynuma baskı yaptığından rahat edemedim. Güç bela 4-5 saat uyudum. Deneme maksatlı, 2 koltuğu öne itip arka ayak boşluğuna yatmayı denedim. Çok güzel oldu ama boyumun uzunluğundan dolayı rahat edemedim. . 

Sabah sabahın altısı. Uyandım çıktım gün ışığında seyrettim etrafı Lg g2 telefonumla aşağıdaki reimleri cektim. Burası Bozcaada nın en kötü plajı Ayazma Plajı.








Keşke Şezloglarda yatıp uyusaydım. Şezlon işletmecileri öğlen 12:00 de geliyormuş. Şemsiye ve Şezlong için ücret 15 tl yi buluyor. Biz sabah 07:00 dan 09:30 a kadar denizin sefasını sürdük. Kimsecikler yoktu. Bozcaadanın en kötü plajı olmasının sebebi, internetten ve minibus seferleri  yüzünden halk tarafından istila ediliyor olması. Öğle saatlerinde 5000 kişi bu plaja akın ediyor. Biz ise sabahın ilk ışıklarında nişanlımla başbaşa harika zaman geçirdik. 

Depo doldurma vakti geldi. Bozcaada üzerinde Ayazma Plaj yolu üstünde Opet bayisinde yakıt dolumu gerçekleştridim. 

 Depoyu fulledim, 141,26 tl karşılığında 29.49 litre benzin aldım







Trip göstergem 472.3 km yol kat edildiğini göstermekteydi. Bu değerleri http://www.spritmonitor.de/ adresine girmdiğimde gerçek sonuç çıkmıştı.

http://www.spritmonitor.de/en/detail/711053.html?cdetail=1


2009 model Fiat Grande Punto 1.4L Dualogic 6,23 litre yakıt tüketimi sunmuştu 

Bölüm 3
http://uberjager.blogspot.com.tr/2015/09/bolum-3-fiat-grande-punto-14l-dualogic.html

18 Ağustos 2015 Salı

Bölüm 1 : Robot ile ilk Temas. Fiat Grande Punto 1.4L Dualogic İle Bozcaada Seyahati



Ağustos ayının başı, şirket tatil harçlıklarını dagıttı, birazda para gecti elime, bişiler  yapmak için içim içimi yiyor. Budgette aradım. Hyundai i20 otomatik istedim. Bana Vodafone red ile iki gün için 160 tl fiyat bictiler. Fiyat çok güzel. Hemen kiralamak istediğim. 
Bu sırada nişanlım mesaj yazdı, arkadaşının Fiat arabasını bize vereceğini yazmış. Hemen aradım kendisini. 
-Canım arabanın tam modeli ne. 
-Aşkım modeli Punto. 
-Kaç model peki araba
-Bilmiyom canım sanırım 3 4 yaşında, 
-Evo mu dizelmi benzinlimi 
-Aşkım bilmiyom, benzinliymiş. Vitesi değişikmiş. Sen belki bilmeyebilirsinin. 
-Nasıl yani canım nasıl bir vites bu, Otomatikmi. 
-Hayır emin değilim triptronikmi ne öyle bişey. 
-Canım sanırım dualogic demek istedim. 
-Bilmiyorum canım Cumartesi gelince bakarsın. 

    Cumartesi gelip cattar, Öğle saatinde arabayı gösterdi bana. Bu 2009 model 1,4 Fire motor Fiat Grande Punto Dualogic idi. Çok sevinmiştim. Neredeyse kullanmadığım tek şanzıman tipiydi. Hiç robotlu araba kullanmamıştım. 



Önce araç hakkında bilgi vermek isterim. Arabamızda 1,4 litre tamamen robotlar tarafından yapılan 8 valfli bir motor bulunuyor. Bu motor 6000 devirde 75 beygir güç, 3000 devirde 115 nm tork üretiyor. Öncelikle belirtmeliyim. Bu motor hiç de fena değil. Hatta 3000 devirde maksimum tork üretiyor olması harika. Nerdeyse bir dizel gibi alcak devirde maksimum torku üretirken, benzinli gibi yüksek devir ceviriyor. Yazımın devamında bu motorun eşsiz cruse özeliklerinden bolca bahsedeceğim. Aracın motoru teknolojik olartak fazlasıyla başarılı buldum. Modelin emsalleri 2009 Hyundai i20 1.4 maksimum tork devri 4000, Ford fiesta 1.4 maksimum tork devri 4200 devirde üretebiliyor. Bariz şekilde Fiat Grande Punto teorik olarak emsallerinden 1000 devir daha az cevirdiği için daha ekonomik çalışıyor.

Yine en çok satılan i20 ve Fiestaya nazaran 2009 model Fiat Grande puntomuzda dualogic adı verilen 5 ileri robotize, semi otomatik bir şanzıman görev yapıyor. 2009 yılında her iki rakibide Tork konverterli olması ekonomiyi biraz daha zorluyor. Fakat Tork Konverter yerine Robotize olmasının fayda ve yararlarını anlatacağım.

1.4 litre Fire motor 8 valfli ve 2003 yılından beri üretiliyor. Maksimum tork devrinde 50 beygir güc üretiyor. Emsali en çok satan dizel 2009 model Ford Fiesta maksimum tork devrinde sadece 45 beygir güc üretiyor. Grande Punto çekişte hiç bir sorun yaşamadım.


Arabanın konforu hakkında bişey diyemiyorum. Fakat Klima gazı olmadığı için arabanın kliması sogutmuyordu. Ben bir Hypermilir olduğum için konfor bakımından inceleyemedim. Bagajı bana yetti, Arka koltuklarına ben sığdım. Hatta ön koltukları ileri itince, ayaklarımızı koyduğumuz yerde rahatlıkla bacakları uzatıp yantirik uyuyabilirsiniz. Bir kişi arka koltukta, bir kişide arka koltuğun ayak boşluğunda sırtını kapıya dayayarak uzanabiliyor. ön koltuklar deyim yerindeyse ön konsola kadar yapışak kadar ileri itilebiliyor. arkada yayla gibi alan olunca araç içinde uyumak zor olmuyor. Bu arabanın Şöfer koltuğuna en fazla 6 saat  dayanabildim. 45 dakika mola verip sırtımı rahatlatmak zorunda kaldığımıda belirtmek isterim.

Size arabayla olan deneyimimin yol boyunca yaşadıklarımla beraber anlatayım. Bu şeilde daha akılda kalacaktır.

Nişanlım ile tam bir hafta, bu ay sonu nere gideceğimizin planını yaptık. İlk  istediği İzmir Alaçatı olmuştu. Daha sonra İzmir Şirince, otel masrafları yüksek gelince, Bozcaada ya dönmüştü. Vapur ve mesafelerden dolayı Kırklareli Kıyıköy'e fikrimiz kaydıysada, son dakika planımızı Bozcaada olarak yeniden planladık.



Grande Puntoyu 1 Ağustos 2015 tarihinde tam saat 12:00 da Direksiyonun başına geçtim. Araba 2009 model olduğuna ilk ruhsatına bakarak fark ettim. Araba altı yaşında olmasına rağmen 49639 km yol gitmişti. Sahibi arabayı sıfır almıştı. Arabanın Dualogic Şanzımanı hep manual olarak kullanıldığı ve sabahları 3 kmlik mesafede kullanıldığı bilgisi verildi. Antalya'dan 15 günlük  tatil yolundan  yeni dönmüştü. Servise tatil öncesi girmiş şikayetler giderilmişti. Aracın sahibinin çocuğunun klimadan etkilenmesi sebebiyle klima bakımları yapılmamıştı. Emniyet kemer tokası tutukluk yaptığından, sürekli emniyet kemeri ikaz sesi vermekteydi. Klima yerine camı açarak çözüm bulduk. Emniyet kemeri temassızlık sorunu için ise diş çöpü ve selo bant kullanarak ikaz sesinden kurtulduk. Sanmayın ki emniyet kemeri kullanmadım. Ben kemer takmadan araba sürmem. Kemeri her çıkarışım da tokayı hafifi kastırarak bazı metaryelleri aralara sıkıştırıyordum. Aracın ayrıca ön tamponu hafif cıkıktı, Ön ızgarası üsten yerinden ayrık durumda idi. Sonuc olarak araba altı yaşında , çalışmayan kliması dışında beni sıkıntıya düşürecek bir problemi daha yoktu.

Gelelim şanzımana , Şanzımanın koluna baktım. Neyin nerde olduğunu anlamak biraz kafamı karıştırdı. Deneme yanılma yöntemiyle nerde ne yaptığını anlamam zor olmadı. Özelikle ilk çalıştırma sırasında şanzımanın konumu nedeniyle arabayı çalıştıramıyacağımı söyleyen ikaz sesiyle karşılaştım. Bu araba N demi P demi. Arabada P oktu gerci, Ortada ama Vites 1 de kaldığı için çalışmamıştı. Şaşırtıcı geldi. Sahibi hep manual olarak kullandığından, Vitesi ileri vitesde takıp stop ediyormuş. Siz araba boşta sanıyorsunuz ama aslında boşta değil Vites 1 de. Araba Vites 1 de çalıştırmak için Frene abanma gerekiyor. Bunuda sonradan fark ettim. Yani dualogic bir araba kullanmak zorunda kalırsanız, şanzıman 1 gösteriyor ise frene basın. Altan bızt diye ses geliyor. Debriyaja basan robotun sesi. Araba hareket emez iken Frene basınca aynı zamanda Debriyajda ayrılıyor. Marş veriyorsunuz araba çalışıyor. Ayağınızı frenden çekince araba hareket etmiyor. İllaki debriyaj tekrar birleştirmek için gaza basmanı bekliyor.

Dualogic Şanzımanlı arabalarda durağanken Frene basınca Debriyaj ayrılıyor, Gaza basınca Debriyaj birleşiyor. İlk çalıştırma böyle işliyor.

Araba hakkında bir kaç makale okumuştum. Grande Punto forumlarında Dualogic yazıları ve orta konsoldaki çok şikayet edilen Eco modunu öğrenmiştim. Ayrıca Dreksiyonu City moduna sokan düğmeden de haberim vardı . City modu bana fazla yumuşak geldi , iş bu sebeble kullanmayı gerek görmedim.


Rotamız belli, evimize götürüp arabayı eşyelarımız ile doldurmaya başladım. Hedefimiz Bozcaada. Körfezi komple dolanmayı gemi kuyruğu beklemeyi istemedim. 35 tl ücret ödemek , yakıt maliyetine göre çok geldi bana. Araba kullanmayı çok seven biriyim. ne işim olur vapurla. Dualogic şanzıman ömrünü manual kullanıma adadığından otomatiğe ilk severinden alamadım. Şanzıman kolunu sola cektim Autoya gecmedi. Tekrar yaptım gene olmadı. Sert bir hareketle M/A yoluna küt diye vurunca Automatiğe gecti. Bir dahada gecmekde sıkıntı yaşamadım. Sanırım uzun süre manual kullanılınca yolu kirlenmiş. Açmak zorunda kaldım.

Ben bir Hypermilirım. yani yakıtı koklatarak kullanırım. Zaten butcemide bu şekilde ayarlıyorum. Arabayı Eco moduna aldım , Daha çevre yolunda iken aracı gözlemleme ya başladım. Araba saate 45 km hızla giderken bile 5 nci vitesle ilerliyor. Tabi bu hıza tırmanırken daha düşük vitesleri kullanıyor.  Hıza ulaştıktan sonra yükseltiyor. Bunu yapakerden biraz farklı hareket ediyor.



Araba saate 100 km hızla giderken son viteste 3000 devir çeviriyor. Bu hızda ortalama 5,6 litre yakıt tüketiyor.



Yola çıkamadan evvel , alış veriş mağazalarından eksiklerimizi tamamladık. Bende yakıt tüketimini hesaplamak için depoyu fulledim. Full depo için 170 Tl yakıt parası verdim. 36,5 litre yakıt aldım. 



Tripleri sıfırladım . Böylece depoyu tekrar doldurduğumda gerçek yakıt tüketimimi çıkarıcaktım. 





Dualogic nasıl çalışıyor, motor ile ilişkisi, robotların hereketleri, size bunlardan bahsedeyim. Size bunları yazmadan evvel Bozcaada iskelesine kadar 460 km test etme şansım oldu. Neredeyse her türlü otoban kullanımı testini yaptım. Önce Eco modundan başlıyayım.  Forumlarda en cok bu Eco modundan şikayetci Punto kullanıcıları. Oysaki ben şikayetlik bir dumunu görmedim. Araba sokak aralarında 4 ve 5 vitesde gidebiliyor. maksat ekonomi olsun istiyor. Araba hızlanırken her 2500 2000 devirde vites değiştiriyor. Araba normal bir insan ile aynı hızda vites değiştiriyor. Eğer gaza abanmıyorsanız , sarsıntı adına bir şey hissedilmiyor. Araba yaklaşık 1 saniyede vites yükseltiyor veya düşürüyor. Araba saate 80 km hızla giderken 2500 devir ceviriyor. Ben genelde bu hızlarda ilerledim. Dualogic hızlanma esnasında gaza %30 bastığınızda  60 - 80 km hıza kadar 4ncü vitesi kullanıyor. Ama ayagınızı gazdan cekince 5 nci vitese yükselmiyor. Eco modunda bile olsa , ne yapmak istediğinizi anlamıyor. Diğer otomobillerde 60 70 80 gibi hızlarda otomatik şanzıman ayağınızı gazdan çekinde en yüksek vitese gecerdi. Dualogic ayağınızı gazdan çekince kullandığı en son vitesde kalıyor. Yani 4 se 4 , 3 se 3. Dualogic ne yapmak istediğinizi gaz pedalına basma oranınızla algılıyor. Ayağınızı gaza dokundurup azcık gaza verdiğinizde vites 5 e yükseliyor. Araba eco modunda bile olsa gaza %5 basmadığınız sürece son vitese yükselmiyor.  Bu dualogic şanzıman 5nci vites onarınında teorik olarak 199 km hız yapıyor. Her 1000 devirde 30 km hız demek. 

Dağ bayırlara geldik, Araba %10 rampa çıkarken eco modunda 2500 devir ceviririken yavaş yavaş boğulmaya başlıyor. Saate 80 km hızımız var. İşte burda mudahale etmeniz gerekiyor. Vites kolu otomatik olsa bile çalışıyor. Bir geri cekiyorsunuz vites 4 de geciyor ,az gaza yükleniyorsunuz, yaklaşık %20 basmanız gerekiyor. Yoksa araba 5nci vitese 5 saniye kadar sonra geri cıkıyor. Araba %10 gazla iken vites düşürdüğünüzde yaklaşık 5 saniye sonra tekrar 5nci vitese yükseliyor. Ama siz gaza %20 basarsanız , vites düşürdüğünüzde taktığınız vites oranını koruyor. Ama  hiç vites koluyla oynamak istemiyorsanız %35 %40 bastığınızda zaten kickdown yapıyor. Gene yeterli gelmediyse, dipgaz basınca 80 km hızla giderken 2 vites düşürüp 4500 devire yükseliyor. 80 km hızla giderken 3ncü vitesde 4500 devirde dip gazda 70 beygir ürten motor , beklenmeyecek şekilde hızlanarak 6000 devirde 125 km hıza kadar çıkabiliyor.  İsterseniz  bu devri gördürmeden elinizle shift up yaparak 4 ncü vitese gecebiliyorsunuz. 

Aynı yokuşu Ford Fiesta 1.5 TDCi ile çıkmıştım. Ondaki yüksek torklu motor, Fiatın 6000 devirlik, robot üretimi motoru yanında kolaylıkla cuvalıyabilir. Birkere tüm şanzıman oranları bir birine yakın ve kısa oranlı. Arabanın performans konusunda dolu dolu devir cevirmesini sağlıyor. Benim gibi vites düşürme konusunda üşengecler için düşünülmüş kickdownları biraz yavaş yapsada motoru en ideal devirde kullanmayı bildiği için çok başarılı. Dualogic rampada rahatlıkla kendi klasmanındaki Dizel rakiplerine karşı geride değil. Hatta daha iyi bir hızlanma eğrisi sunuyor. Fakat yakıt tüketimi yüksek oluyor.

Dualogic kullanıcılarının genel şikayeti, eco modunda rampa cıkarken arabanın boğulması olarak bahsediliyor. İyide abi araba zaten sana vites düşürme olanağı sunuyor. Yokuşa gelince bi zahmet vites düşür sende. Ustelik eğlencelide oluyor. Ben sollama yaparken, yokuş çıkarken , rampa inerken hep vitese müdahale ettim. Ayağımı gazdan cekip vites artırdım. 5 nci vitesde sıfır gaz ile  rampa aşağı süzüldüm.


Gün batıyor, bir çok kez trafikte kaldık. Bozcaada son feribot seferi gece 24:00 da . Ona yetişmem gerekiyor. Fakat ödünç araba ile trafik cezası yemekte istemediğimden , ekstra masrafda yapmamak için saate 80-100 km arasında hızlarda yola devam ediyorum. Arabanın şoför koltuğu beni rahatsız etmeye başladı. Sıcakta pişmekte cabası. Radio zaman zaman susuyor. İyi çekmiyor. cızırtılı bir şekilde arka fonda Gökhan Türkmen ve Hadise parçaları arka arkaya çalıyor. "Yaz günü" parçası neredeyse yolculuk ile özdeşleşmek üzere. çünkü sürekli radiyo bunu çalıyor. Çanakkale Biga ya ulaşmamız trafik yüzünden 4 saaten fazla zaman alıyor. Arabalı vapur iskelesine 150 km yol kaldı. 50 km tabelarlarına aldanmayıp trafikte 80 km hızla yola devam ediyorum. Saatler 20:10 u gösteriyor. 

Yandex Navigasyon bizi gecenin karanlığında hayalet bir yola soktu. Trafik neredesye sıfırdı. Ağaçların altında bozcada iskelesi yazan bir tabela gördüm sandım bir an. Yön tabelası. Bizi ana yoldan çıkarıp Mahmudiye yazan bir yere götürüyor bu yol. Bildiğin zifiri karanlıkta bozuk asfalta 75 km hızla gidiyorum. Sert virajlar var. dar yolda kocaman cimento kamyonu benden hızlı gidiyor. Onun peşindende ben gidiyorum. Yuh diyorum bu yolda nasıl bu kadar hızlı olabiliyor. Zaman zaman bizi tozun içinde bırakıyor bu kamyon. Bildiğin Tır römorklu 6 tekerli cimento taşıyor.  Kumburun tabelasını görüyorum. Yolun Gündüz hali böyle . 


Saat 22:51 de Bozcaada iskelesine giriş yaptık. Derin bir oh cekip saat 24:00 seferini beklemeye koyulduk. 
Feribota biniş üçreti gidiş dönüş olarak peşin alınmakta. Bu tutar 1 ağustos 2015 itibari ile 70 tl idi. Bozcaaada merkezi araç trafiğine kapalı olduğu için, dönüşte rezervasyon yapılması gerekiyordu. Ben bu rezervasyonu çakma bir plaka ile 6 gün evvel ne olur olmaz diye yapmıştım. Dönüş için 2 Ağustos 2015 saat 16:00 uygun bulmuştum. 

 Evet sadece 16 saat adada kalmak için 6 saat yol tepmiştim. Tüm Marmarayı  35 derece sıcaklıkta kliması çalışmayan Grande Punto ile dolanmıştım. Üstelik araba Benzinliydi. Şu ana kadar yapılan masrafın hesabını daha yapmadım. Ama inanın Dualogic Puntoyu incelemekden büyük zevk aldım.


Nişanlımın söylemesi ile , sırtımın sular seller içinde olduğunun farkına vardım. Bu benim tipik bir sorunum. Araç kullanırken model farketmeksizin sırtım terleme yapıyor. Yani zayıflamak için ve toksitlerden kurtulmak için Sauna yerine araba sürmek benim için yeterli oluyor.
 Çay bahcesinden çayımızı içerken "Elin arabası"  Grande puntomuzu seyrederek nasıl bir çılgınlık yapıpda yazın en yoğun olduğu bu aylarda buraya kadar geldim bilemiyorum. Ama durumumdan son derece memnundum. Çok güzel bir anı olarak kalacağına eminim. Bu benim ilk Dualogic aslında ilk robotize araba deneyimim.

 Tamamı Robotlar tarafından yapılan eşsiz bir motor , tamamen bir robot tarafından kumanda edilen bir şanzımanla kullanılıyor. Arada bir vites kolunu itip kaksamda , bana fazlasıyla güven verdi şanzıman. Vakit geldi rıhtımda bekleyen arabalı vapura dolduk, zifiri karanlıkta adaya doğru açıldık.



Sonuçlar

 Araba eco modunda, sıkışık trafiğe, %10 luk yokuşlara rağmen ortalama yakıt tüketimi olarak 5,8 litre verdi. Bu değeri depoyu fullediğimde yeniden sonraki yazımda hesaplıyacağım
Arac ile ortalama 68 km sürat yapmışım. Oysaki 100 km hızı ve üstünde bol bol gitmeme rağmen 3 tane ağır trafik içinde uzun süre vakit kaybettim
 Arabanın deposu fullendikten sonra 6:41 saat sürmüşüm. Depoyu Kocaelinde bir benzin istasyonunda fulledim.





Arabayı deposu fullediğimde sıfırladığım noktadan itibaren 460 km yol tepmişim.
Mevcut depodaki yakıt ile yaklaşık 300 km menzilim kalmış. Arabamın yakıt göstergesi 8 birim, 5 birim yakıt yakmışım. 3 birim yakıt kalmış. Arabanın deposu 45 litre . Birim başına 5,5 litre kadar düşüyor.

Yazım burda bitmedi, Bozcaada gezim ve geri dönüşü ayrı kaleme alcam. Ayrıca depo fulleyerek gercek sonucları vereceğim.