Merhaba
Tam 32 saat süren (yol dahil) Bozcaada seyahatimin geri dönüş kısmında kaleme almadan olmazdı. Baya bir gecikti bu yazı. Anlatacak fazla bişey kalmadığı ve hatırlamakta güçlük çektiğim için yazamadım. Bu nedenle resimlere bakarak o anları hatırlamaya çalışıyorum. Geri dönüş sıkıştırılmış olduğu için, yeterince de uyuyamadığından beni için tam bir kaos ortamında geçti. Geri dönüş yolunda Silivri yakınlarında trafige girdikten sonra ciddi bir uyku bastırdı. Arabayı teslim etmekte yaşadığım gecikmede üstüne tuz biber olunca zorlandım.
Önce Bozcaada sabahına dönelim. Uzun yoldan gelmiştik. Bu güzel adanın merkezini ve tarihi güzelliklerini gezmeden olmazdı. Aracımızı Merkezin biraz uzağına park edip, yürüyüş yapalım dedik.
Arabamız kat ettiği 600 km yolda burun kısmı ciddi sinek ölüleri ile dolmuştu. Yol boyunca ciddi böcek katliamı yapmışız.
Merkez girmeden önce sadece kişi başı 15 tl olan son derece yeterli, insan olana fazla bile gelen kahvaltımızı yaptık. Ayrıca ortaya birde menemen istedik. Totalde 40 tl ücret karşılığı karnımızı doyurmuş olduk.
Kahvaltı sonrası nişanlımla Bozcaada gezimizi 4 saate bitirdik. Gezi boyunca 250 tane resim çektik
Dönüş Yolu ve Uykusuzluk.
Saat 15:45 Ada vapuru için bundan bir hafta önce saat 16:00 kalkışı için randevumu almıştım. Şehir girişindeki zabıta görevlisi, Plakamızı kontrol edip bizi bekleme alanına aldı. 16:05 gibi ise gemiye binebildik.
Buraya kadar her şey normal gidiyordu. Çiçek pastanesinde, sahibinin torunu ile konuşma frsatım olmuştu. Bizi Ecabat üzerinden gitmemiz konusunda tavsiye vermişti. Yolu bilmiyorsak, 34 plakalı tur otobüslerini takip etmemiz yeterli olaucak mış. Bizde öyle yaptık. Çanakkale merkezde yolu şaşırınca, 34 plaka tur otobusunu takip ederek, ecabat arabalı vapuruna son anda varmayı başardım. Aksi takdirde 1 saat gecikme yaşanacaktı.
Çanakkale Ecabat - Gelibolu yolu, boğaz boyunca harika görüntüsü ile bizi mest etti. Gidiş geliş şeritli tek bir yol olmasına rağmen 80 km hızla kat edilebiliyordu.
Yandex, istanbul istikametinde ciddi trafik olduğunu gösteriydu. Bize inanılmaz bir rota cıkardı. Önce Otobandan köy yollarına çıkardı. Trafiği gecince geri otobana dönderdi. Trafik belirince gene köy yollarına soktu. Çok uzun bir mesafeyi asfaltı bozuk bir yolda gittikten sonra, tekrar otobana soktu. Tekirdağ bir şekilde varınca çok az karayolundan gittikten sonra , bize daha hızlı rota teklifinde bulundu. Bu sefer bizi bildiğin Toprak yola soktu. Toz cümbüşü içinde 65 km hızla ilerledikten sonra bizi son kez otobana soktu. Silivri açıklarında bizi otobandan çıkarıcaktı. Ben bu sefer ona inanmayıp otobandan gitmeye devam ettim. Beni 2 saat içinden çıkamayacağım trafikten kurtarcağını nerden bileyim. 2 saate yakın trafikte cebelleştikten sonra ciddi bir uykusuzluk baş gösterdi. Gözlerimi acık tutmakta zorlanıyordum. Ama boğaz köprüsünden de geçmişiz. Şunun şurasında 30 km yol kalmıştı.
Güç bela gece 01:21 de eve ulaşmayı başardık.
Sonuçlar :
890 km yol gimiştik. Giderken İzmit körfezi dolanmış, Gelirken Çanakkaleden gelmiştir.
Ortalama Yakıt Tüketimi Göstergede 5,9 litre
Averaj hızım 58 km
15 saat araç kullanmıştım
462 km mesafelik yakıtım kalmıştı.
Maliyet ve Zaman
12:05 arabayı aldım.
16:00 Kocaeli civarında 170 tl 36,5 litre benzin aldım
22:51 Bozcaada Arabalı vapur bekle alanına vardım 70 tl ödedim
01:00 Bozcaada ayak bastık.
01:25 Çorbacıda Sulu köfte ve Mantı yedik. 25 tl patladı
06:12 Ayazma plajında aracımızdan uyandık.
09:30 Ayzma plajında yuzduk güneşlendik ayrıldık.
09:35 Arabaya benzin aldık 140 tl 29 litre yakıt aldık.
10:40 Kahvaltı yaptık. 40 tl ödedim
11:10 Adayı gezmeye başladık
11:35 Kaleye çıktık iki kişi için 6 tl ödedim. ( hatırlamakta zorluk cekiyorum.)
12:10 Kale turu bitince tekrar merkezi gemeye başladık.
14:10 çiçek pastanesinde limonata içip acıbadem kurabiyesi aldık 25 tl ödedik
15:00 Bozcaada Buzdolabı süsleri için 10 tl ödedim.
15:30 Dün geceki çorbacıda corba içtik, 20 tl ödedik.
16:10 Vapura binip ayrıldık.
18:00 Ecabat Arabalı vapuruna 35 tl verdik
01:21 Arabayı sahibine bıraktık.
Toplam maliyet 541 tl Gidiş süresi : 14 saat sürdü. Ada aktivitesi : 15 saat sürdü 5 saati uykuya ayırdık Dönüş Süresi : 9 saat sürdü
24 Nisan 1944, İngiltere'den kalkan 300 kadar b17 bombardıman ucağı, Munih kentini bombalamak üzere yol almakta. 23000 feete formasyondaki büyük b17 filolarını radarlarında gören Almanlar, Luftwaffenin sadık ve cesur pilotlarını göreve çağırır. Alarm sesleri avcı birliklerinin üstlerinde yankılanır. Yaşları 20 ile 25 değişen 300 kadar pilot kümeler halinde pistlerden havalanır. Almanyanın temel avcı ucağı Messerschmitt Bf109 ucakları 450 metrelik pisten 140 km hızla kalkışlarını yaparlar.
Ah Messerchmitt benim en çok görmek istediğim ucak modeli. Üzerinde Db605 denilen dünyanın görmüş olduğu ilk ters sıralı V12 motoru. Ayrıca enjeksiyon kullanan ilk avcı ucağı. Pilotlar için düşünülmüş otomatik kontrol sistemi sayesinde minimum insan müdehalesi ile maksimum performans sergileyen bir canavar. Pilotlara tırmanırken önüne bakmaktan başka birşey istemeyen harika ucak.
23000 feet yani 7 km yukarda ucan b17 ucaklarına karşı en hızlı şekilde tırmanışa gecip, önleme yapması gerekiyor. Db605 motorunun bu tırmanış sırasında zarar görmemesi, ısınmaması ve fazla yakıt tüketmemesi için ATA basınc sensörüne bağlı bir mekanik hesaplama ünitesi Pervane şanzımanına bilgi gönderiyor. 2600 devirde 1355 beygir güc üreten Db605 25 dakika boyunca sorunsuz dayanabilmektedir. 2800 devirde ise 1450 güç üreten motor bu kondisyonda en fazla 3 dakika dayanabilmektedir. Ama seyir için kullanılan 2100 devir 1100 beygir gücte ise herhangi bir sorun yaşamadan uçabilir.
Kalkışını tam gücte yapan pilot 25 saniye kadar hızını artırır. 1450 beygir güc ile 2800 devir ceviren motor , 1,42 ata egzos basıncı yaratır. Mekanik bilgisayar bu basıncı ölçer. Maksimum pervane açısı ile kürek gibi olan palalar , havayı iterek yüksek çekiş gücü sağlar. Pilot saate 280 km hıza vardığında burunu kaldırıp 4400 metre dakika ile tırmanmaya başlar. Motor gazını kesen pilot 2600 devire 1355 beygire düşer. 1.3 ata basınç üreten egzos manifolduna istinaden otomatik bir şekilde sürekli pervane acısı değişir. Uçak yükseldikçe azalan oksijen nedeniyle güc kaybetmeye başlar, devir düşme eyilimine girdikce, pervene acıları sistem tarafından azaltırlır. Maksat ucağın 2600 deviri korumasıdır. Manifolddaki basınç hiç düşmez , ama üretilen güc giderek azalır. 2600 devir ceviren motor ancak 1150 beygir güc üretebilirken, 640 km hızla ilerleyen ucak bu irtifaya kadar motoru korumuş , hızı korumuş, pilotu yormamıştır, Tırmanış 7 dk sürmüştür.
Ben şimdi neden bu kadar şey yazdım, sıra konuyu bağlamaya geldi. Otomobiller aynı bu Bf109 gibidir. Yeni nesil Otomatik şanzımanlı arabalar, egzos basıncını ölcen sensörler bulunmaktadır. Lambda sensörü denilen bir cihaz , Katalitik konvertör ile egzos manifoldu arasında bulunur. Arabanın beynine sürekli egzos gazındaki durumun bilgisini verir. Bf109 ucaklarındaki Ata basınç ölçer gibi çalışsada çok daha fazla bilgi iletir.
Dualogic ile %10 luk yokuşu tırmanya başladım. %10 gaz veriyordum. Yavaş yavaş devir düşmeye başladı. Motor boğulduğu sesinden anlaşılıyordu. Bekleyip durumu gözlemledim. Araba boğulmaya başladığı 2nci saniyesinde, vites düşürdü. Motora hayat verdi. 1800 devire kadar düşmüşken tekrar 3200 devire çıktı. Araba %10 gaz vermeme rağmen Motorun stabil olarak çalıştığı devre yükseldi. Araba bu devirde bu gaz oranıyla normalde ilerlemezdi. Yapay zekası ona en iyi sağlıklı çözümü önermişti. Aynı gaz oranıyla 3000 devir cevirebiliyorken, Yapay zeka, yani arabanın ECU'su 200 devir artırmayı ön görmüş 3200 devirde ilerlemeyi uygun görmüştü. Araba bu devirde vites 4 de yine 80 km hız yapıyordu.
Bozcaada'ya giriş
Gece 00:25 gibi adaya girişimizi yaptık. Merkezde bir disco vardı. Burda insanlar çoşuyor yola sacılıyordu. Arabamızla güc bela kimseyi ezmeden gecip gittik. Sanırım Polente Cafe adında bir yerdi. İçip içip kafayı bulmuş kadın erkek yopluluk , djyin çaldığı müzik eşliğinde kendinden geçmiş sokakda dans ediyorlardı.
Bu görüntüler ışığında aç karnımızın, yorgunluğumuz kendini farketirmeye başladı. Arabayla kendimize bir pansiyon arasakta, malesef bulamamıştık. Geceyi arabada gecirmeye karar verdik. Ama önce karnımızı doyurmamız gerekiyordu.
Yokuş Kalkış Sorunu
Dualogic Grande Puntoda Pansiyon arar iken ciddi bir eksikliğin farkına, vardık. Bozcada merkezi hic de düz bir yer değildi. Özelikle dar ve dik yollar bize zorluk çıkarttı. Arabada Hill holder yoktu. Dualogic araba ile yokuşta desteksiz kalkış yapmak oldukca tedirgin edici. Cünkü 1 saniyelik bir gecikme ile kavrıyan bir şanzıman vardır. 1 saniyede arabanız hatırı sayılır oranda geri kayıyordu. Arkanızda araba olmamasına dikkat edilmeli. Ben sonradan el freni ile senkronize şekilde yaparak durumu kurtarsamda, tam otomatik alışkan biri dualogic ile yokuşta sıkıntı yaşayacağı kesin. Size yaşadığım bir sıkıntıyı anlatayım. Araba ile Adaçayı otelde boş yeri olup olmadığını sormak için gittim. Bu Adaçayı hotel önündeki yokuş oldukça dik. Henuz arabanın yokuş sorunları ile karşılaşmamışım. Eco modunda giden araba aniden dik yokuşa gelince vitesi gec düşürünce tekleme yaptı. ileri atılmalar yaşandı. Nişanlım heyecanlandı. Aynı yokuş arabayı rampa yukarı park etmek istedim. Sola cekip el frenini çektim. Ayağımı frenden cekince araba geri kaymaya başladı. El frenine asıldım . Banamısın demedi araba geri geri kaymaya devam etti. Asıldım dibine kadar el frenine . Nişanlım "Araba geri kayıyo ama" diyerek heyecanını tutamadı. Gücümün son damlasına kadar el frenini cektim. Sonunda durdu, Arabadan indim. 3 4 saniye bekledim başında, içinde nişanlım iler geri kaçıp kaçmayacağına emin olduktan sonra pansiyona gidip boş oda sordum .
Bize korku ve panik yaratan yokuş. Kırmızı ücgen arabayı park ettiğim yer.
Boş oda olmadığını öğrenip avucumu yalayarak arabaya geri döndüm. Araba çalıştırdım frene bastım. İki elimle dibine kadar cekilmiş el frenini bıraktım. Bu son derece dik yokuş, benim Dualogic için yeni test ortamımdı. Bu araba şimdi nasıl kalkıcaktı burdan. El frenini tek elimle tekrar cektim. ayağımı frenden aldım, yine el freni kaçırmaya başladı. Gaza bastım 1 saniyede yarım metre kayan araba debriyajın kavraması ile bir anda ileri atıldı. Tabi ileri atılcağını hissettiğim anda el frenini bıraktım . Motor devri düşünce debriyaj kavramayı bıraktı. Araba biraz ileri atılmıştı. tekrar kavrama yaptı. Hareket ediyorduk. Araba yeni acemi bir şöförün debriyajla bocalaması gibi iki defa hoplatmıştı bizi. Ama asla stop etmedi. Debriyaj ile motor arasında bir ilişki var. Ağır işleyen bir ilişki. İlk seferinde araba direk kavramıştı , ikinci kavraması daha yumuşaktı ama yinede hoplatmıştı bizi. Yarım debriyaj yapmıştı sanırım.
Bu Fiat neden 1 saniyede kavrama yapan bir arabaya yokuş kalkış desteği koymaz. Bunun mantığı nedir. Millet balata eritsin servise girsin diyemi. Bu arabayı sırf bu yüzden bayanlara önermiyorum. Ekonomisine bişey dediğim yok ama resmen rezalet bir durum. Bu göz göre göre kazaya davet etmek bence. İstanbul trafiğinde dibinize giren arabaya yokuş durkalk yaparken tostlarsınız.
Trafikte kullanımda şanzımanın en sıkıntılı yanı kavramanın geç olması. Işıklarda dur kalk yaparken, trafikte dur-kalk yaparken, hep gecikmeli kalkış yapıyorsunuz. Yokuşlarda kayıyorsunuz. Arada bir arkaya bakmanız gerekiyor. Adam dibinize girmiş ise el freni çekip kalkışınızı öyle yapmanız gerekiyor.
Bozcaada turumuza bu tip aksiliklerle devam ediyoruz. Arabayı İda Cafenin önüne bırakıp, aç karnımızı doyuracak bir lokantaya gittik. Gecenin 01:00 olmasına rağmen her yer açık. Çorbamızı ve yemeğimizi yiyip Ayazma plajına doğru gidiyoruz.
Ayazma plajında geceliycez, Arabanın ön koltuğunu sonuna kadar yatırdım. Yolcu koltuğunu öne çektim. Nişanlım arka koltuğa uzandı. Mışıl mışıl uyudu. Ben ise ön koltukta cebelleştim. Uyuyamadım pek. Koltuğun kafalığı kötü bir açı ile konulduğundan, yatar pozisyonda tümsek oluşturuyor. buda boynuma baskı yaptığından rahat edemedim. Güç bela 4-5 saat uyudum. Deneme maksatlı, 2 koltuğu öne itip arka ayak boşluğuna yatmayı denedim. Çok güzel oldu ama boyumun uzunluğundan dolayı rahat edemedim. .
Sabah sabahın altısı. Uyandım çıktım gün ışığında seyrettim etrafı Lg g2 telefonumla aşağıdaki reimleri cektim. Burası Bozcaada nın en kötü plajı Ayazma Plajı.
Keşke Şezloglarda yatıp uyusaydım. Şezlon işletmecileri öğlen 12:00 de geliyormuş. Şemsiye ve Şezlong için ücret 15 tl yi buluyor. Biz sabah 07:00 dan 09:30 a kadar denizin sefasını sürdük. Kimsecikler yoktu. Bozcaadanın en kötü plajı olmasının sebebi, internetten ve minibus seferleri yüzünden halk tarafından istila ediliyor olması. Öğle saatlerinde 5000 kişi bu plaja akın ediyor. Biz ise sabahın ilk ışıklarında nişanlımla başbaşa harika zaman geçirdik.
Depo doldurma vakti geldi. Bozcaada üzerinde Ayazma Plaj yolu üstünde Opet bayisinde yakıt dolumu gerçekleştridim.
Depoyu fulledim, 141,26 tl karşılığında 29.49 litre benzin aldım
Trip göstergem 472.3 km yol kat edildiğini göstermekteydi. Bu değerleri http://www.spritmonitor.de/ adresine girmdiğimde gerçek sonuç çıkmıştı.
Ağustos ayının başı, şirket tatil harçlıklarını dagıttı, birazda para gecti elime, bişiler yapmak için içim içimi yiyor. Budgette aradım. Hyundai i20 otomatik istedim. Bana Vodafone red ile iki gün için 160 tl fiyat bictiler. Fiyat çok güzel. Hemen kiralamak istediğim.
Bu sırada nişanlım mesaj yazdı, arkadaşının Fiat arabasını bize vereceğini yazmış. Hemen aradım kendisini.
-Canım arabanın tam modeli ne.
-Aşkım modeli Punto.
-Kaç model peki araba
-Bilmiyom canım sanırım 3 4 yaşında,
-Evo mu dizelmi benzinlimi
-Aşkım bilmiyom, benzinliymiş. Vitesi değişikmiş. Sen belki bilmeyebilirsinin.
-Nasıl yani canım nasıl bir vites bu, Otomatikmi.
-Hayır emin değilim triptronikmi ne öyle bişey.
-Canım sanırım dualogic demek istedim.
-Bilmiyorum canım Cumartesi gelince bakarsın.
Cumartesi gelip cattar, Öğle saatinde arabayı gösterdi bana. Bu 2009 model 1,4 Fire motor Fiat Grande Punto Dualogic idi. Çok sevinmiştim. Neredeyse kullanmadığım tek şanzıman tipiydi. Hiç robotlu araba kullanmamıştım.
Önce araç hakkında bilgi vermek isterim. Arabamızda 1,4 litre tamamen robotlar tarafından yapılan 8 valfli bir motor bulunuyor. Bu motor 6000 devirde 75 beygir güç, 3000 devirde 115 nm tork üretiyor. Öncelikle belirtmeliyim. Bu motor hiç de fena değil. Hatta 3000 devirde maksimum tork üretiyor olması harika. Nerdeyse bir dizel gibi alcak devirde maksimum torku üretirken, benzinli gibi yüksek devir ceviriyor. Yazımın devamında bu motorun eşsiz cruse özeliklerinden bolca bahsedeceğim. Aracın motoru teknolojik olartak fazlasıyla başarılı buldum. Modelin emsalleri 2009 Hyundai i20 1.4 maksimum tork devri 4000, Ford fiesta 1.4 maksimum tork devri 4200 devirde üretebiliyor. Bariz şekilde Fiat Grande Punto teorik olarak emsallerinden 1000 devir daha az cevirdiği için daha ekonomik çalışıyor.
Yine en çok satılan i20 ve Fiestaya nazaran 2009 model Fiat Grande puntomuzda dualogic adı verilen 5 ileri robotize, semi otomatik bir şanzıman görev yapıyor. 2009 yılında her iki rakibide Tork konverterli olması ekonomiyi biraz daha zorluyor. Fakat Tork Konverter yerine Robotize olmasının fayda ve yararlarını anlatacağım.
1.4 litre Fire motor 8 valfli ve 2003 yılından beri üretiliyor. Maksimum tork devrinde 50 beygir güc üretiyor. Emsali en çok satan dizel 2009 model Ford Fiesta maksimum tork devrinde sadece 45 beygir güc üretiyor. Grande Punto çekişte hiç bir sorun yaşamadım.
Arabanın konforu hakkında bişey diyemiyorum. Fakat Klima gazı olmadığı için arabanın kliması sogutmuyordu. Ben bir Hypermilir olduğum için konfor bakımından inceleyemedim. Bagajı bana yetti, Arka koltuklarına ben sığdım. Hatta ön koltukları ileri itince, ayaklarımızı koyduğumuz yerde rahatlıkla bacakları uzatıp yantirik uyuyabilirsiniz. Bir kişi arka koltukta, bir kişide arka koltuğun ayak boşluğunda sırtını kapıya dayayarak uzanabiliyor. ön koltuklar deyim yerindeyse ön konsola kadar yapışak kadar ileri itilebiliyor. arkada yayla gibi alan olunca araç içinde uyumak zor olmuyor. Bu arabanın Şöfer koltuğuna en fazla 6 saat dayanabildim. 45 dakika mola verip sırtımı rahatlatmak zorunda kaldığımıda belirtmek isterim.
Size arabayla olan deneyimimin yol boyunca yaşadıklarımla beraber anlatayım. Bu şeilde daha akılda kalacaktır.
Nişanlım ile tam bir hafta, bu ay sonu nere gideceğimizin planını yaptık. İlk istediği İzmir Alaçatı olmuştu. Daha sonra İzmir Şirince, otel masrafları yüksek gelince, Bozcaada ya dönmüştü. Vapur ve mesafelerden dolayı Kırklareli Kıyıköy'e fikrimiz kaydıysada, son dakika planımızı Bozcaada olarak yeniden planladık.
Grande Puntoyu 1 Ağustos 2015 tarihinde tam saat 12:00 da Direksiyonun başına geçtim. Araba 2009 model olduğuna ilk ruhsatına bakarak fark ettim. Araba altı yaşında olmasına rağmen 49639 km yol gitmişti. Sahibi arabayı sıfır almıştı. Arabanın Dualogic Şanzımanı hep manual olarak kullanıldığı ve sabahları 3 kmlik mesafede kullanıldığı bilgisi verildi. Antalya'dan 15 günlük tatil yolundan yeni dönmüştü. Servise tatil öncesi girmiş şikayetler giderilmişti. Aracın sahibinin çocuğunun klimadan etkilenmesi sebebiyle klima bakımları yapılmamıştı. Emniyet kemer tokası tutukluk yaptığından, sürekli emniyet kemeri ikaz sesi vermekteydi. Klima yerine camı açarak çözüm bulduk. Emniyet kemeri temassızlık sorunu için ise diş çöpü ve selo bant kullanarak ikaz sesinden kurtulduk. Sanmayın ki emniyet kemeri kullanmadım. Ben kemer takmadan araba sürmem. Kemeri her çıkarışım da tokayı hafifi kastırarak bazı metaryelleri aralara sıkıştırıyordum. Aracın ayrıca ön tamponu hafif cıkıktı, Ön ızgarası üsten yerinden ayrık durumda idi. Sonuc olarak araba altı yaşında , çalışmayan kliması dışında beni sıkıntıya düşürecek bir problemi daha yoktu.
Gelelim şanzımana , Şanzımanın koluna baktım. Neyin nerde olduğunu anlamak biraz kafamı karıştırdı. Deneme yanılma yöntemiyle nerde ne yaptığını anlamam zor olmadı. Özelikle ilk çalıştırma sırasında şanzımanın konumu nedeniyle arabayı çalıştıramıyacağımı söyleyen ikaz sesiyle karşılaştım. Bu araba N demi P demi. Arabada P oktu gerci, Ortada ama Vites 1 de kaldığı için çalışmamıştı. Şaşırtıcı geldi. Sahibi hep manual olarak kullandığından, Vitesi ileri vitesde takıp stop ediyormuş. Siz araba boşta sanıyorsunuz ama aslında boşta değil Vites 1 de. Araba Vites 1 de çalıştırmak için Frene abanma gerekiyor. Bunuda sonradan fark ettim. Yani dualogic bir araba kullanmak zorunda kalırsanız, şanzıman 1 gösteriyor ise frene basın. Altan bızt diye ses geliyor. Debriyaja basan robotun sesi. Araba hareket emez iken Frene basınca aynı zamanda Debriyajda ayrılıyor. Marş veriyorsunuz araba çalışıyor. Ayağınızı frenden çekince araba hareket etmiyor. İllaki debriyaj tekrar birleştirmek için gaza basmanı bekliyor.
Dualogic Şanzımanlı arabalarda durağanken Frene basınca Debriyaj ayrılıyor, Gaza basınca Debriyaj birleşiyor. İlk çalıştırma böyle işliyor.
Araba hakkında bir kaç makale okumuştum. Grande Punto forumlarında Dualogic yazıları ve orta konsoldaki çok şikayet edilen Eco modunu öğrenmiştim. Ayrıca Dreksiyonu City moduna sokan düğmeden de haberim vardı . City modu bana fazla yumuşak geldi , iş bu sebeble kullanmayı gerek görmedim.
Rotamız belli, evimize götürüp arabayı eşyelarımız ile doldurmaya başladım. Hedefimiz Bozcaada. Körfezi komple dolanmayı gemi kuyruğu beklemeyi istemedim. 35 tl ücret ödemek , yakıt maliyetine göre çok geldi bana. Araba kullanmayı çok seven biriyim. ne işim olur vapurla. Dualogic şanzıman ömrünü manual kullanıma adadığından otomatiğe ilk severinden alamadım. Şanzıman kolunu sola cektim Autoya gecmedi. Tekrar yaptım gene olmadı. Sert bir hareketle M/A yoluna küt diye vurunca Automatiğe gecti. Bir dahada gecmekde sıkıntı yaşamadım. Sanırım uzun süre manual kullanılınca yolu kirlenmiş. Açmak zorunda kaldım.
Ben bir Hypermilirım. yani yakıtı koklatarak kullanırım. Zaten butcemide bu şekilde ayarlıyorum. Arabayı Eco moduna aldım , Daha çevre yolunda iken aracı gözlemleme ya başladım. Araba saate 45 km hızla giderken bile 5 nci vitesle ilerliyor. Tabi bu hıza tırmanırken daha düşük vitesleri kullanıyor. Hıza ulaştıktan sonra yükseltiyor. Bunu yapakerden biraz farklı hareket ediyor.
Araba saate 100 km hızla giderken son viteste 3000 devir çeviriyor. Bu hızda ortalama 5,6 litre yakıt tüketiyor.
Yola çıkamadan evvel , alış veriş mağazalarından eksiklerimizi tamamladık. Bende yakıt tüketimini hesaplamak için depoyu fulledim. Full depo için 170 Tl yakıt parası verdim. 36,5 litre yakıt aldım.
Tripleri sıfırladım . Böylece depoyu tekrar doldurduğumda gerçek yakıt tüketimimi çıkarıcaktım.
Dualogic nasıl çalışıyor, motor ile ilişkisi, robotların hereketleri, size bunlardan bahsedeyim. Size bunları yazmadan evvel Bozcaada iskelesine kadar 460 km test etme şansım oldu. Neredeyse her türlü otoban kullanımı testini yaptım. Önce Eco modundan başlıyayım. Forumlarda en cok bu Eco modundan şikayetci Punto kullanıcıları. Oysaki ben şikayetlik bir dumunu görmedim. Araba sokak aralarında 4 ve 5 vitesde gidebiliyor. maksat ekonomi olsun istiyor. Araba hızlanırken her 2500 2000 devirde vites değiştiriyor. Araba normal bir insan ile aynı hızda vites değiştiriyor. Eğer gaza abanmıyorsanız , sarsıntı adına bir şey hissedilmiyor. Araba yaklaşık 1 saniyede vites yükseltiyor veya düşürüyor. Araba saate 80 km hızla giderken 2500 devir ceviriyor. Ben genelde bu hızlarda ilerledim. Dualogic hızlanma esnasında gaza %30 bastığınızda 60 - 80 km hıza kadar 4ncü vitesi kullanıyor. Ama ayagınızı gazdan cekince 5 nci vitese yükselmiyor. Eco modunda bile olsa , ne yapmak istediğinizi anlamıyor. Diğer otomobillerde 60 70 80 gibi hızlarda otomatik şanzıman ayağınızı gazdan çekinde en yüksek vitese gecerdi. Dualogic ayağınızı gazdan çekince kullandığı en son vitesde kalıyor. Yani 4 se 4 , 3 se 3. Dualogic ne yapmak istediğinizi gaz pedalına basma oranınızla algılıyor. Ayağınızı gaza dokundurup azcık gaza verdiğinizde vites 5 e yükseliyor. Araba eco modunda bile olsa gaza %5 basmadığınız sürece son vitese yükselmiyor. Bu dualogic şanzıman 5nci vites onarınında teorik olarak 199 km hız yapıyor. Her 1000 devirde 30 km hız demek.
Dağ bayırlara geldik, Araba %10 rampa çıkarken eco modunda 2500 devir ceviririken yavaş yavaş boğulmaya başlıyor. Saate 80 km hızımız var. İşte burda mudahale etmeniz gerekiyor. Vites kolu otomatik olsa bile çalışıyor. Bir geri cekiyorsunuz vites 4 de geciyor ,az gaza yükleniyorsunuz, yaklaşık %20 basmanız gerekiyor. Yoksa araba 5nci vitese 5 saniye kadar sonra geri cıkıyor. Araba %10 gazla iken vites düşürdüğünüzde yaklaşık 5 saniye sonra tekrar 5nci vitese yükseliyor. Ama siz gaza %20 basarsanız , vites düşürdüğünüzde taktığınız vites oranını koruyor. Ama hiç vites koluyla oynamak istemiyorsanız %35 %40 bastığınızda zaten kickdown yapıyor. Gene yeterli gelmediyse, dipgaz basınca 80 km hızla giderken 2 vites düşürüp 4500 devire yükseliyor. 80 km hızla giderken 3ncü vitesde 4500 devirde dip gazda 70 beygir ürten motor , beklenmeyecek şekilde hızlanarak 6000 devirde 125 km hıza kadar çıkabiliyor. İsterseniz bu devri gördürmeden elinizle shift up yaparak 4 ncü vitese gecebiliyorsunuz.
Aynı yokuşu Ford Fiesta 1.5 TDCi ile çıkmıştım. Ondaki yüksek torklu motor, Fiatın 6000 devirlik, robot üretimi motoru yanında kolaylıkla cuvalıyabilir. Birkere tüm şanzıman oranları bir birine yakın ve kısa oranlı. Arabanın performans konusunda dolu dolu devir cevirmesini sağlıyor. Benim gibi vites düşürme konusunda üşengecler için düşünülmüş kickdownları biraz yavaş yapsada motoru en ideal devirde kullanmayı bildiği için çok başarılı. Dualogic rampada rahatlıkla kendi klasmanındaki Dizel rakiplerine karşı geride değil. Hatta daha iyi bir hızlanma eğrisi sunuyor. Fakat yakıt tüketimi yüksek oluyor.
Dualogic kullanıcılarının genel şikayeti, eco modunda rampa cıkarken arabanın boğulması olarak bahsediliyor. İyide abi araba zaten sana vites düşürme olanağı sunuyor. Yokuşa gelince bi zahmet vites düşür sende. Ustelik eğlencelide oluyor. Ben sollama yaparken, yokuş çıkarken , rampa inerken hep vitese müdahale ettim. Ayağımı gazdan cekip vites artırdım. 5 nci vitesde sıfır gaz ile rampa aşağı süzüldüm.
Gün batıyor, bir çok kez trafikte kaldık. Bozcaada son feribot seferi gece 24:00 da . Ona yetişmem gerekiyor. Fakat ödünç araba ile trafik cezası yemekte istemediğimden , ekstra masrafda yapmamak için saate 80-100 km arasında hızlarda yola devam ediyorum. Arabanın şoför koltuğu beni rahatsız etmeye başladı. Sıcakta pişmekte cabası. Radio zaman zaman susuyor. İyi çekmiyor. cızırtılı bir şekilde arka fonda Gökhan Türkmen ve Hadise parçaları arka arkaya çalıyor. "Yaz günü" parçası neredeyse yolculuk ile özdeşleşmek üzere. çünkü sürekli radiyo bunu çalıyor. Çanakkale Biga ya ulaşmamız trafik yüzünden 4 saaten fazla zaman alıyor. Arabalı vapur iskelesine 150 km yol kaldı. 50 km tabelarlarına aldanmayıp trafikte 80 km hızla yola devam ediyorum. Saatler 20:10 u gösteriyor.
Yandex Navigasyon bizi gecenin karanlığında hayalet bir yola soktu. Trafik neredesye sıfırdı. Ağaçların altında bozcada iskelesi yazan bir tabela gördüm sandım bir an. Yön tabelası. Bizi ana yoldan çıkarıp Mahmudiye yazan bir yere götürüyor bu yol. Bildiğin zifiri karanlıkta bozuk asfalta 75 km hızla gidiyorum. Sert virajlar var. dar yolda kocaman cimento kamyonu benden hızlı gidiyor. Onun peşindende ben gidiyorum. Yuh diyorum bu yolda nasıl bu kadar hızlı olabiliyor. Zaman zaman bizi tozun içinde bırakıyor bu kamyon. Bildiğin Tır römorklu 6 tekerli cimento taşıyor. Kumburun tabelasını görüyorum. Yolun Gündüz hali böyle .
Saat 22:51 de Bozcaada iskelesine giriş yaptık. Derin bir oh cekip saat 24:00 seferini beklemeye koyulduk.
Feribota biniş üçreti gidiş dönüş olarak peşin alınmakta. Bu tutar 1 ağustos 2015 itibari ile 70 tl idi. Bozcaaada merkezi araç trafiğine kapalı olduğu için, dönüşte rezervasyon yapılması gerekiyordu. Ben bu rezervasyonu çakma bir plaka ile 6 gün evvel ne olur olmaz diye yapmıştım. Dönüş için 2 Ağustos 2015 saat 16:00 uygun bulmuştum.
Evet sadece 16 saat adada kalmak için 6 saat yol tepmiştim. Tüm Marmarayı 35 derece sıcaklıkta kliması çalışmayan Grande Punto ile dolanmıştım. Üstelik araba Benzinliydi. Şu ana kadar yapılan masrafın hesabını daha yapmadım. Ama inanın Dualogic Puntoyu incelemekden büyük zevk aldım.
Nişanlımın söylemesi ile , sırtımın sular seller içinde olduğunun farkına vardım. Bu benim tipik bir sorunum. Araç kullanırken model farketmeksizin sırtım terleme yapıyor. Yani zayıflamak için ve toksitlerden kurtulmak için Sauna yerine araba sürmek benim için yeterli oluyor.
Çay bahcesinden çayımızı içerken "Elin arabası" Grande puntomuzu seyrederek nasıl bir çılgınlık yapıpda yazın en yoğun olduğu bu aylarda buraya kadar geldim bilemiyorum. Ama durumumdan son derece memnundum. Çok güzel bir anı olarak kalacağına eminim. Bu benim ilk Dualogic aslında ilk robotize araba deneyimim.
Tamamı Robotlar tarafından yapılan eşsiz bir motor , tamamen bir robot tarafından kumanda edilen bir şanzımanla kullanılıyor. Arada bir vites kolunu itip kaksamda , bana fazlasıyla güven verdi şanzıman. Vakit geldi rıhtımda bekleyen arabalı vapura dolduk, zifiri karanlıkta adaya doğru açıldık.
Sonuçlar
Araba eco modunda, sıkışık trafiğe, %10 luk yokuşlara rağmen ortalama yakıt tüketimi olarak 5,8 litre verdi. Bu değeri depoyu fullediğimde yeniden sonraki yazımda hesaplıyacağım
Arac ile ortalama 68 km sürat yapmışım. Oysaki 100 km hızı ve üstünde bol bol gitmeme rağmen 3 tane ağır trafik içinde uzun süre vakit kaybettim
Arabanın deposu fullendikten sonra 6:41 saat sürmüşüm. Depoyu Kocaelinde bir benzin istasyonunda fulledim.
Arabayı deposu fullediğimde sıfırladığım noktadan itibaren 460 km yol tepmişim.
Mevcut depodaki yakıt ile yaklaşık 300 km menzilim kalmış. Arabamın yakıt göstergesi 8 birim, 5 birim yakıt yakmışım. 3 birim yakıt kalmış. Arabanın deposu 45 litre . Birim başına 5,5 litre kadar düşüyor.
Yazım burda bitmedi, Bozcaada gezim ve geri dönüşü ayrı kaleme alcam. Ayrıca depo fulleyerek gercek sonucları vereceğim.